
METİN TÜRLERİ
A. Olay Yazıları
Bir olayın, yer ve zaman belirtilerek, kahramanların
çevresinde kurgulanmasına olay yazıları denir. Olay
yazılarında çoğunlukla öyküleyici anlatım tekniği kullanılır.
1. Masal
Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin
başından geçen, zaman ve yer kavramları belirli olmayan hayalî olayların
anlatıldığı yazılara masal denir.
· Masalda
eğiticilik ve öğreticilik esastır.
· Masallardaki
olaylar gerçeğe uymaz.
· Kahramanlar
olağanüstü özelliklere sahiptir.
· Masalın
geçtiği yer ve zaman belirsizdir.
· Masallar
tekerlemeyle başlar.
· Masaldaki
karakterler; cinler, periler, devler ve hayvanlar olabilir.
· Masalların
sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.
· Ulusal
konulara yer verilmez, evrensel konular ve mesajlar içerir.
2. Fabl (Öykünce)
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insan ait özellikler
vererek başlarından geçen olayların insanlara ibret dersi olacak şekilde
anlatıldığı kısa yazılara fabl denir.
· Sonunda
ders verme amacı güden yazılardır.
· Genellikle
hayvanlar ve bitkiler konuşturulur.
· Fabl
kahramanları insanlar gibi düşünür, insanlar gibi konuşur ve tıpkı insanlar
gibi davranır.
· Dünyanın
en ünlü fabl yazarları Ezop, La Fontaine ve Beydeba’dır.
Örnek: Aslanı sıkıştırıp,
çifte, tekme atmaya başlamışlar. Kimi ısırmış, kimi pençe atmış. Aslanı bir
güzel döverek, kötü günlerin acısını çıkarmışlar. Aslanın da aklı başına
gelmiş, “iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur” demiş.
3. Hikâye (Öykü)
Yaşanmış ya da yaşanabilecek olayları belli bir plan
çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikâye
(öykü) denir.
· Yaşanmış
ya da yaşanabilir olaylar anlatılır.
· Dar
bir zaman dilimini kapsar.
· Olayla
ilgili yer ve zaman bellidir.
· Romana
göre kısa eserlerdir.
· Karakter
sayısı azdır.
· Serim,
düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur.
· Kısa
soluklu eserlerdir.
· Olay,
başlangıçtan sonra doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır.
4. Roman
Toplumların ve insanların başından geçmiş veya geçmesi
mümkün olayları geniş olarak, ayrıntılarıyla anlatan yazı türüne roman denir.
· Yaşanmış
ya da yaşanabilir olaylar anlatılır.
· Geniş
bir zaman dilimini kapsar.
· Olayla
ilgili yer ve zaman bellidir.
· Hikâyeye
göre uzun eserlerdir.
· Karakter
sayısı fazladır.
Hikaye ile Roman Arasındaki
Farklar:
1.
Hikâye türü, romandan daha kısadır.
2.
Hikâyede temel öge olaydır. Romanda ise
temel öge karakter, yani kişidir. Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise
kişi üzerine kurulur.
3.
Hikâyede tek olay bulunmasına karşılık
romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır.
4.
Romandaki olaylardan her biri hikâyeye
konu olabilir.
5.
Hikâyede kahramanların tanıtımında
ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz.
6.
Romandan farklı olarak hikâyede kişiler
sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir
karakter olarak karşımıza çıkmaz.
7.
Öyküde, olayın geçtiği yer (çevre)
sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için
olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak
anlatılır.
8.
Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın,
anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır ve sanatlıdır.
5. Destan
Bir ulusun kahramanlıklarını, savaşlarını, büyük
toplumsal olaylarını anlatan ve genellikle şiir (nazım) biçiminde oluşturulan
eserlere destan denir.
· Yazı
türleri içinde en uzun olanıdır.
· Efsaneden
sonra bilinen en eski türdür.
· Sözlü
edebiyat ürünüdür; ancak sonradan yazıya geçirilen destanlar da vardır.
· Olağanüstü
olaylar ve kahramanlar vardır.
·
Destan kahramanları yarı tanrısal
nitelikler taşıyan han, hakan ve kağan gibi kişilerdir.
Destanlar doğal ve yapay (suni) olmak üzere
ikiye ayrılır:
a. Doğal Destanlar
Halk ozanlarının büyük toplumsal olayları anlattıkları
destanlardır. Doğal destanların yazarı belli değildir, yani anonimdir.
b. Yapay (Suni) Destanlar
Yazarı belli olan, daha yakın zamanda yazılan ve
olağanüstü durumlara daha az yer veren destan türüdür.
6. Efsane (Söylence)
Halkın duygu, düşünce ve hayal dünyasında doğarak
ağızdan ağıza dolaşan, gelenek ve göreneklerin oluşumunu etkileyen
hikayelere efsane denir.
· Hayal
gücünün ürünü ve bilinen en eski türdür.
· Eski
dönemlerde tabiat olaylarının nedenlerini bilmeyen insanlar, bu olayları
açıklama gereği hissetmişlerdir. Yağmurun yağması, gök gürültüsü, şimşek
çakması gibi birçok olayı kendilerine göre yorumlamışlar, efsaneler vasıtasıyla
bunlara açıklık getirmişlerdir.
·
Efsanelerde kahramanlar Tanrı, ruh, melek
gibi kavramlar bazen de taş, kaya, dağ gibi doğa parçası unsurlardır. Bu
kahramanlar hikayelerde kişileştirilir(teşhis) ve konuşturulur(intak).
Efsane ile Destan Arasındaki
Farklar:
1.
Destanlardaki olayları tarih sayfalarında
bulmamız mümkündür. Ama bunu efsane için her zaman söyleyemeyiz.
2.
Destanlar genellikle şiir (manzum)
biçiminde yazılırken, efsaneler düz yazı (nesir) biçimindedir.
3.
Destanlar milletlerin yaşamış olduğu
önemli olayları konu alır. Bu bakımdan bu önemli olayları bir tarihi gerçeklik
olarak görebiliyoruz. Ancak bunu bütün efsaneler için söylememiz mümkün
değildir.
4.
Efsanelerin benzerlerini başka milletlerde
de bulabiliriz. Fakat destanlar milli oldukları için benzerleri olamaz, sadece
bir millete aittirler.
Efsane ile Masal Arasındaki
Farklar
1.
Masallar tamamen olağanüstü, olağandışı
olayları anlatırken efsaneler toplumsal olaylarla ilgili insanların doğaüstü
olaylara karşı verdiği savaşı anlatır.
2.
Masallar her zaman mutlu sonla biterken
efsaneler her zaman mutlu sonla bitmez.
3.
Masalın amacı eğiticilik, efsanenin amacı
ise bazı olaylara açıklık getirmektir.
7. Anı (Hatıra)
Yaşanmış olayların, üzerinden zaman geçtikten sonra
yazıldığı yazı türüne anı (hatıra) denir.
· Bir
kişinin yaşadığı veya tanık olduğu olaylar anlatılır.
· Yazar,
olayları kendi bakış açısından anlatır
· Geçmişe
ışık tutar.
· Tarihsel
olayların öğrenilmesine katkıda bulunur.
8. Günlük (Günce)
Düzenli bir biçimde yazılan, tarih atılan günlük
notlara, bir yazarın yaşamı boyunca günü gününe yazdığı yazılara günlük denir.
· Olaylar
günü gününe, tarih belirtilerek yazılır.
· Kısa
yazılardır.
· Kaleme
alan kişinin yaşamından izler taşır.
· İçten
ve sevecendir. Anlatımda “iç konuşma” yöntemi kullanılır.
Günlük ile Anı Arasındaki
Farklar: Günlükte
olaylar günü gününe yazılırken anı da geçmişteki olaylar anlatılır. Bir bakıma
günlük geleceğe yönelik, anı ise geçmişe yöneliktir.
9. Tiyatro
Dram, komedi, trajedi gibi sahnede oynanmak üzere
yazılan edebiyat türlerinin ortak adına tiyatro denir. Ayrıca
yazılan eserlerin sahnede oynanmasına ya da bu tür eserlerin oynandığı binaya
da tiyatro denir.
· Genellikle
oynanmak için yazılır. Okunmak için yazılan tiyatro türleri de vardır.
· Olayları
oluş hâlinde gösterir.
· Konuşma
ve eyleme dayanan bir türdür.
· İnsana
ders vermek, onu düşündürmek onu yorum yapmaya yönlendirmek amacı taşır.
· Tiyatronun
unsurları: “Yazar, eser, oyun ve seyirci”dir.
· Tiyatronun
temel ögeleri: “Olay, yer, zaman ve kişiler”dir.
Tiyatro Terimleri
Opera: Orkestra
eşliğinde söylenen, tüm sözleri bestelenmiş oyun.
Operet: Yergi içerikli, konuşmalı ve şarkılı bölümleri birbirini
izleyen hafif eğlenceli oyun.
Vodvil(Entrika komedisi): Yalnızca güldürme amacı güden, karmaşık
olaylar ve yanlış anlamalar üzerine kurulan, beklenmedik bir şekilde biten
komedi türüdür.
Pandomim(mim): Sessiz hareketler, jestler, yüz ifadeleri ve kostümler
yoluyla duyguları, düşünceleri anlatmaya yarayan tiyatro çeşididir.
Suflör: Tiyatroda, kuliste bulunarak oyunculara sözlerini
fısıltıyla söyleyip hatırlatan yardımcı.
Temsil: Bir tiyatro eserinin oynanması.
Diyalog: Kişilerin karşılıklı konuşmaları.
Monolog: Bir kişinin tek başına konuşması.
Kulis: Sahne arkası.
Fars: Toplumdaki düzensizlikleri alaylı anlatımla yeren, daha çok
halk zevkini okşayan kaba güldürü.
Feeri: Kişileri melek, cin, peri…olan sahnelenmiş masal. Bu türde
halk efsanelerinden yararlanılır.
Skeç: Kısa yazılmış, güldürme amaçlı oyun.
Melodram: Bestelenmiş dramdır.
Kabare: Güncel, toplumsal konuları eleştirel bir tavırla yansıtan,
izleyici ile içlidışlı olunan oyunlardır.
Drama: Bir tiyatro metninin oyuncular tarafından sahnede canlandırılmasıdır.
Dublör: Tiyatro ve sinemada bir rolün yedek oyuncusudur.
Fasıl: Bölüm, tiyatroda perdenin karşılığıdır.
Jest: Sanatçının bütün hareketlerine verilen ad.
Mimik: Kaş, göz, yüz hareketleriyle bir duygu ve düşüncenin
anlatılmasıdır.
Mizansen: Oyuncuların sahnedeki hareketlerine denir.
Rejisör: Bir piyesi sahneye koyan kişidir.
Sahne: Oyunun her bölümüne verilen ad.
Senaryo: Bir oyunun ve filmin bütün ayrıntılarıyla yazıldığı
metindir.
10. Tekerleme
Genellikle masalların başında bulunan, pek anlamı
olmayan, uyaklı sözlere tekerleme denir.
Örnek:
Çatalağzı'nda Çatalcalı çatalsız, çatalcının çarpık
çurpuk çalçene Çoruhluya çarptı. Çatalca'da başı çıbanlı topal çoban çatal
yapıp çatal satar. Çatalca'da saf çoban çatal yapıp çatalsızlara çatal satar.
Çatalca'da topal çoban çatal yapıp çakallara çatal satar.
B. Düşünce (Fikir) Yazıları
Bir toplumu; sosyal, siyasal, bilimsel vb. konularda
düşündürmek amacıyla fikri temelleri olan, bir kısmı kişisel düşünceler olurken
bir kısmı ispatlanmış gerçeklere dayanarak yazılan yazılara düşünce
yazıları denir.
1. Makale
Herhangi bir konuda bilgi vermek veya bir gerçeği
savunmak için yazılan yazılara makale denir.
· Makalenin
temel öğesi fikirdir.
· İnceleme
ve araştırmaya dayanır.
· Bir
tezi savunmak, desteklemek amacı taşır.
· Makalelerde
bilimsel verilerden yararlanılır.
· Gazete
ve dergi yazısıdır.
2. Deneme
Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde, özel görüş ve
düşüncelerini iddiasız, kesin kurallara varmaksızın anlattığı yazılara deneme denir.
· Denemede
konu sınırlaması yoktur. Yazar, istediği konuyu ele alıp işleyebilir.
· Yazarın
anlattıklarını kanıtlama kaygısı yoktur.
· Yazar
kendisiyle konuşuyor gibi bir anlatım kullanır. Daha doğrusu kendi içiyle
yaptığı konuşmaları yazıya geçirir.
· Anlatılanlar
kesin bir sonuca bağlanmaz.
· Denemede
alabildiğine kişisellik ve kendine özgülük vardır.
· Dünya
edebiyatında Montaigne, Türk edebiyatında ise Nurullah Ataç bu türün en önemli
temsilcisidir.
3. Söyleşi (Sohbet)
Yazarın, gündelik olaylarla ilgili düşüncelerini,
okuyucu ile karşı karşıya oturup konuşuyormuş gibi içten bir hava içinde
yazdığı yazılara sohbet denir.
· Karşılıklı
konuşma havası içinde yazılır.
· Belirli
konusu yoktur. Yerine ve zamanına göre sıkıcı olmayan her şey sohbet konusu
olabilir.
· Gazete
ve dergi yazılarıdır.
· Yazarın
kendi kişisel düşüncesi ağırlıktadır.
· En
önemli özelliği, samimi bir üslupla kaleme alınmasıdır.
·
Yazarın öğretme ve kanıtlama amacı yoktur.
4. Fıkra (Köşe Yazısı)
Bir yazarın, herhangi bir konu üzerinde, kişisel
anlayış, görüş ve düşüncelerini güzel bir üslupla, hiçbir kanıtlama gereği
duymadan anlattığı yazı türüne fıkra denir.
· Gazete
yazısıdır.
· Yazar
düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.
· Dil
doğaldır.
· Günlük
deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.
· Okuyucuyla
sohbet ediyormuş havası hakimdir.
· Anlatım
senli benlidir.
Fıkra ile Makale Arasındaki
Farklar:
1.
Makalede ispat vardır, ciddi bilimsel bir
dil kullanılır; fıkra ise daha serbest ve mizahi ögeler içerir ve ispat yoktur.
2.
Makalede yazar doğruyu, fıkrada ise kendi
doğrusunu anlatır.
5. Eleştiri (Tenkit)
Bir sanat eserinin olumlu ya da olumsuz yanlarını
somut verilere dayanarak yargılayıp eserin gerçek değerini ortaya koymak
amacıyla yazılan yazı türüne eleştiri denir.
· Eleştiri
yazıları, bir eseri tanıtmayı amaçlar.
· Eleştiri
yapan kişiye eleştirmen denir.
· Değerlendirme
yazılarıdır.
· Eleştiri
denince, akla eserin olumsuz yanlarının belirlenip okuyucuya aktarılması gelir.
Bu yanlış bir düşüncedir. Gerçek bir eleştiride eleştirilen eserin hem olumlu
hem de olumsuz yanları bir arada verilir.
· Eleştirinin
amacı, okuyucuya ve yazara kılavuzluk yapmaktır.
6. Nutuk (Söylev)
Bir topluluğu coşturmak, belli bir amaca yöneltmek;
onlara bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ülküyü aşılamak amacıyla söylenen
uzun ve coşkulu konuşmalardır.
· Nutuk
türünde konuşma yapan kişiye hatip (söylevci) denir.
· Hatipler
konuşurken jest ve mimiklerine, vurgu ve tonlamalarına, konuşmalarının açık ve
anlaşılır olmasına dikkat etmeli; dinleyicilerin nabzını tutmalıdır.
· Nutuk
siyasi, askeri, hukuksal, dinsel ve akademik alanda yapılabilir.
C. Bildirme Yazıları
Bir bilgiyi iletmek; bir yeri, kişiyi veya ürünü
tanıtmak; istek ve şikayette bulunmak amacıyla yazılan metinlere bildirme
yazıları denir.
1. Biyografi (Yaşam Öyküsü)
Tanınmış, eserler yazmış, ün bırakmış kişileri
tanıtmak amacıyla yazılan yazılara biyografi denir.
· Önemli
şahısların hayatı başkası tarafından anlatılır.
· Anlatılan
kişinin hayatı tarih sırasına göre ele alınır.
· Kurgusal
değildir, gerçekçidir.
·
Üçüncü kişinin ağzıyla anlatılır.
2. Otobiyografi (Öz Yaşam
Öyküsü)
Bir insanın, kendi hayatını kendisinin yazdığı
eserlere otobiyografi denir. Biyografilerde kişinin hayatı,
çalışmaları başkası tarafından yazılırken otobiyografilerde kişi kendisini
anlatır, yazar.
· Kaynak
olarak kişi kendisini ve aile büyüklerinden aldığı bilgiyi kullanır.
· Birinci
kişinin ağzıyla anlatılır.
3. Haber
Belli bir zaman içerisinde geçen olayları anında
okuyucuya bildiren gazete yazılarına haber denir. Gazetelerde
haber toplayan kişilere muhabir denir.
· Haber
yazılarında temel ilke nesnelliktir.
· Bir
haber yazısı 5N1K (kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin?) sorularına cevap
vermelidir.
· Haber;
ilginç, yeni, doğru ve önemli olmalıdır.
4. Röportaj
Gazetecilerin bir yeri, bir kurumu ziyaret ederek o
yerin özelliklerini, orada gördüklerini, kişisel düşünceleriyle birleştirip
fotoğraflarla belgeleyerek kaleme aldıkları yazılardır.
5. Gezi Yazısı (Seyahatname)
Gezilip görülen yerlerin ve o yerlerle ilgili
izlenimlerin anlatıldığı yazılara gezi yazısı denir.
· Gezilip
görülen yerler edebî bir üslupla anlatılır.
· Yazarın
duygu ve düşüncelerini içerebilir.
· Gözlem
gücüne dayanır.
· Anlatılanlar
gerçektir, hayal ürünü değildir.
6. Mektup
Bir düşünce, duygu veya dileğin iletilmesi amacıyla
yazılan yazılara mektup denir.
Mektupta uyulması gerekenler:
Tarih: Kâğıdın sağ
üst köşesine, hitapla aynı sıraya yazılır. Tarihten önce mektubun yazıldığı yer
yazılır.
Hitap: Hitap
mektubun başlığıdır. Hitap bir iki sözcükten uzun olmamalı, aradaki sevgi,
saygı, içtenlik derecesi bu bir iki sözcükte toplanmış olmalıdır. Hitaptan
sonra virgül (,) işareti koymayı unutmamak gerekir.
Giriş: Mektubun
yazılış nedeni bu bölümde belirtilir. Giriş birkaç cümleliktir.
Gelişme: Mektubun
söyleşi bölümüdür. Verilecek haberler, sorulacak sorular bu bölümde yer alır.
Sonuç: Bu bölümde
mektup yazılan kimsenin ve tanıyorsak o ailedekilerin durumu, sağlığı sorulur.
Kendi durumumuzdan haber veriler. İyi dileklerle mektup bitirilir. Mektubun sağ
alt köşesine ad, soyad yazılıp imzalanır. Kâğıt özenle katlanıp zarfa konularak
zarf kapatılır.
Mektuplar, işledikleri konulara göre özel
mektuplar, edebi mektuplar, iş mektupları ve resmi mektuplar olmak üzere dört
grupta incelenir:
a. Özel Mektuplar
Hısım, akraba, eş-dost ve tanıdıklar arasında yazılan
mektuplardır. En önemli özelliği gizliliğidir.
b. Edebi Mektuplar
Edebi mektuplar, özellik olarak, bir bakıma özel
mektuptur. Edebiyatçıların birbirlerine ya da yakınlarına yazdığı mektuplar
anlatımları sanat yüklü olduğu için zamanla araştırmacılar tarafından yayınlanır.
Böyle mektuplara edebi mektup denir.
c. İş Mektupları
Ticaret ve endüstri kurumlarının birbirlerine ve
kişilere, kişilerin bu kurumlara gönderdikleri mektuplara iş mektubu denir.
İşyerleri bu mektuplarda, firma ismini taşıyan başlıklı beyaz kağıtlar kullanırlar.
Yazıda daktilo ( veya bilgisayar ) kullanmak yerleşmiş bir kuraldır. İş
mektuplarında da konu kısa,öz olarak açık ve yalın bir anlatımla ele
alınmalıdır. Resmi mektupların özellik ve yazılışlarını kavramış olmak bu tür
mektup yazmada da büyük kolaylık sağlar.
İş Mektuplarının Yazılışında
Uyulacak Kurallar:
1.
Ciddi bir anlatım kullanılmalı, kısa ve
özlü bir anlatım yolu seçilmelidir.
2.
Her iş için ayrı bir mektup yazılmalıdır.
3.
Daktilo veya mavi mürekkepli dolma kalem
kullanılmalıdır.
4.
Ele alınan konu hakkında amaca uygun
açıklamalar yapılmalı, gerekli yerlerde teknik terimler kullanılmalıdır.
5.
İstekler yapmacıklığa kaçmadan ciddi bir
hava içinde belirtilmeli, saygı bildiren kelimeler ölçülü şekilde
kullanılmalıdır.
6.
Eğer yazılan iş mektubu, bir başka mektuba
cevap niteliği taşıyorsa,bu, metnin başında “ilgi” bölümünde belirtilmelidir.
Bunun için o mektubun tarihi ve numarasının yazılması yeterlidir.
d. Resmi Mektuplar
Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle
devlet daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda, konunun
uzunluğuna göre tam veya yarım sayfa boyutunda çizgisiz, beyaz kağıtlar
kullanılır. Anlatım ciddi ve ağırbaşlı olmalıdır. Konu dışında ayrıntılara ve
özel isteklere yer verilmez. Konu en açık ve yalın biçimde ele alınır.
7. Dilekçe
Bir isteği, bir şikayeti duyurmak veya bir konuda
bilgi vermek, bilgi istemek için yazılan başvuru yazısına dilekçe denir.
Dilekçe Yazarken Dikkat Edilmesi Gereken
Kurallar:
1.
Dilekçeler,konularına göre uzun veya kısa
olabilir. Konular kısa ve öz olarak belirtilir. Gereksiz ayrıntılara yer
verilmez.
2.
Dilekçelerde ciddi, ağırbaşlı bir dil
kullanılır. Anlatımın yalın ve duru olmasına özen gösterilir. Süslü, yapmacık,
laubali ifadelerden kesinlikle kaçınılmalıdır.
3.
Dilekçeler; çizgisiz,beyaz dosya kağıdına
daktiloyla (bilgisayarla) veya dolmakalemle,okunaklı el yazısıyla yazılmalıdır.
Dilekçe yazarken kağıdı iyi ortalamak gerekir.
4.
Sağ üst köşeye (kağıdın üst kısmından
belli bir aralık bırakıldıktan sonra) tarih yazılır.
5.
Dilekçe hangi kuruma veriliyorsa,bu
makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ altına kurumun bulunduğu şehir adı
yazılır.
6.
Daha sonra konunun belirlendiği metin
bölümüne geçilir. Bu bir şikayet dilekçesiyse,şikayet sağlam kanıtlara
dayandırılmalıdır. Eğer iş isteme dilekçesiyse, öğrenim durumu,yaş, kısa bir
özgeçmiş, kurumca aranan seçkin nitelikler açık seçik belirtilmelidir.
7.
Ardından arz bölümüne geçilir. Bu bölümde
dilekçede bir durum belirtiliyorsa, son cümle “… bilgilerinize saygılarımla
sunarım/arz ederim.”, bir istek belirtiliyorsa “Gereğinin yapılmasını
saygılarımla arz ederim.” gibi ifadeler kullanılarak dilekçenin metin kısmı
tamamlanır.
8.
Dilekçe bitiminde sağ alt köşeye dilekçe
sahibinin ad ve soyadı yazılır ve altına imza atılır.
9.
Sol alt köşeye açık adres yazılmalıdır.
10. Adresin
altına eğer varsa dilekçemizde başvurulanla ilgili ekler “Ek 1:…,2…” şeklinde
alt alta belirtilerek yazılır.
8. Tutanak
Bir durum veya olayın oluş şekli ve sırasıyla beraber
yazıya aktarılmasına tutanak denir. Tutanaklarda ayrıntılar
önemlidir. Çünkü olayı değerlendirecek olanlar, bunlara göre hüküm verecektir.
Olayın niteliği, yeri, zamanı, başlaması, başlamasına sebep olanlar, olayın
gelişimi ve sonucu anlatılmalıdır.
Tutanak Yazarken Dikkat
Edilmesi Gereken Kurallar:
1.
Başlık bölümü kağıdın üst-orta kısmına
tamamı büyük harfler ile yazılmalıdır. Başlık bölümü olayın ya da yapılan
işlemin içeriğini yansıtacak şekilde seçilmelidir (Örnek: Kaza tespit
tutanağı). İçerik, kelime ya da cümle ile belirtilemeyecek şekilde ise, sadece
TUTANAK tabirini kullanmak da yeterlidir.
2.
Tarih yazılır gerekirse saat sonra olay
yeri yazılır daha sonra kişiler yazılır ve durum izah edilir.
3.
Tutanağın verileceği amire itaf
edilircesine bilgilerinize arz ederim denilir.
4.
Tutanağın alt kısmına varsa 2 şahit bir
amir ve tutanak tutulan kişinin adı soyadı yazılır ve imzaları alınır.
Ø Bunu
dışında bir de toplantı tutanakları vardır. Çeşitli toplantılarda, toplantıya
katılan kişilerin konuşmalarının ve tekliflerinin yazılması, durumun tespit
edilmesi ve verilen kararların yazıya geçirilmesine de tutanak denmektedir. Bu
tür tutanaklar hazırlanırken; önce toplantının hangi tarihte, ne zaman ve
nerede nasıl başlatıldığı belirtilir. Toplantılarda önceden belirlenmiş ve
ilgililere duyurulmuş gündem maddeleri sırasıyla tartışılır ve o konuyla ilgili
karar verilir. Tutanağını yazan kişi, toplantıda söz alanların düşüncelerini
(veya beyanlarını) açık ve öz olarak aynen yazar. Toplantının bitiminde
ilgililer tutanağın altını imzalarlar.
9. İlan
Herhangi bir konudaki bir durumun, gazete, dergi,
radyo, televizyon veya internet aracılığıyla ilgililere veya kitlelere
duyurulmasına ilan denir. Konunun niteliğine göre ilan ya
özeldir ya da resmîdir. İlanda çarpıcılık, kısalık, açıklık, ve anlaşılırlık
önemlidir. İlanlar iş, toplantı, kayıp, ölüm vb. durumlarda da verilir.
10. Reklam
Bir malı, bir ürünü çeşitli iletişim araçları yoluyla
ilgilenecek olanlara veya kitlelere duyurmak ve tanıtmak amacıyla hazırlanan
yazılı veya görsel içeriğe reklam denir. Reklamda amaç
genellikle bir malın çok satılmasını sağlamaktır. Bunun için de reklam, ilgi
çekici ve etkileyici olmalıdır. Günümüzde reklamcılık pek çok bilim dalından
faydalanan bir iş kolu olmuştur. Reklam yazarlığı da ayrı bir çalışma alanıdır.
11. Bilmece
Bir şeyi adını anmadan niteliklerini üstü kapalı
söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı okuyana ya da dinleyene bırakan edebî
türe bilmece denir.
Örnek:
·
Çarşıdan aldım bi tanek,eve geldim bin
tanek? (Nar)
·
Çıt çıtan ağacı, çıta pıtan ağacı, kırmızı
badem, gülebiden ağacı? (Kuşefin)
·
Çıtırdamadan pıtırdamadan ormana
gire? (Güneş)
·
Davda anırır, yolda bavırır? (Öküz
arabası kütüğü (Jant))
·
Davdan geli dak gibi, golları budak gibi,
eğili bi su içe, bavırı oğluk gibi? (Geyik)
·
Dağdan gelir, taştan gelir, meşin büzüklü
eniştem gelir. (Keçi)
·
Gel bizim eve, elini öpsün? (Havlu)