
ROMAN
İnsanların serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını
çözümleyen, zaman, mekan ve kişi unsurlarına bağlı olarak yazılan kurmaca veya
gerçek olaylara dayanan uzun bir edebi türdür.
Türk Edebiyatında Yazılan İlk
Önemli Romalar
· Yusuf
Kamil Paşa: Fenelon’dan Telemak (İlk çeviri roman)
· Şemsettin
Sami: Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (İlk yerli roman)
· Namık
Kemal: İntibah (İlk edebi roman)
· Recaizade
Mahmut Ekrem: Araba Sevdası (İlk realist roman)
· Samipaşazade
Sezai: Sergüzeşt
· Ahmet
Mithat Efendi: Felatun Bey’le Rakım Efendi
· Nabizade
Nazım: Zehra (İlk tezli roman)
· Nabizade
Nazım: Karabibik (İlk köy romanı)
· Mehmet
Rauf: Eylül (İlk psikolojik roman)
· Halit
Ziya Uşaklıgil: Mai ve Siyah (İlk modern roman)
1923 – 1950 Yıllarında Türk
Romanı
Milli Edebiyat ile birlikte ortaya çıkan Türkçülük
akımı Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki romanlarda en etkili olan fikir
akımlarının başında gelmektedir.
1923 – 1950 Yıllarında Türk
Romanının Özellikleri
·
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte
romancılığımız teknik açıdan gelişmiş, yeni
içeriklerle geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır.
·
1923-1950
arası dönemde kimi sanatçılar toplumcu-gerçekçi yönelimle eser verirken kimi
sanatçılar da bireyin iç dünyasını yansıtan eserler yazmıştır.
(edebiyatfatihi.net)
·
Cumhuriyet’in ilk on yılında
yazarlar genellikle toplumsal sorunlara yönelmişlerdir.
·
1940’lardan
itibaren II. Dünya Savaşı’nın yıkımları,
iki kutuplu bir dünyada kendine yer açma çabaları, sanayileşmenin getirdiği
problemler, iç ve dış göç olguları romanlarda işlenmiştir.
·
Bu dönemin romancılığında görülen
en önemli yönelimlerden biri de köy romancılığıdır.
Köy gerçeği romanlarda etkili biçimde ele alınmıştır.
·
Bu yılların romanlarında olayların
geçtiği mekânlar, çevre genişletilmiştir.
·
Konu ve üslup açısından yeni
boyutlar kazanılmış, toplumun her kesiminden yazar yetişmiştir.
· Anadolu
köylüsünün gerçek yaşamı da ilk kez romana konu olmaya başladı.
· Kenar
mahallelerde yaşayan insanların yaşam mücadelesi ele alındı.
· 1923-1950
yıllarındaki Türk edebiyatına bakacak olursak bu dönemin roman anlayışını
etkileyen üç unsurun karşımıza çıktığını görmekteyiz.
1. Millî Edebiyat’ın etkisinde
gelişen Türk romanı: 1930’lara
kadar etkisini sürdüren bu anlayışın en önemli temsilcileri Reşat Nuri
Güntekin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi yazarlardır.
2. Toplumcu-gerçekçi Türk
romanı: köylülerin, işçilerin,
geçim sıkıntısı, Anadolu coğrafyası ve insanı, köyden kente göçün neden olduğu
sorunlar işlenmiştir. Sadri Ertem, Sabahattin Ali gibi toplumcu–gerçekçi
anlayışa bağlı sanatçılar tarafından işlenmiştir.
3. Bireyin iç dünyasını esas
alan Türk romanı: İnsan
gerçeğini, içinde bulunduğu durumu, ruhsal anlayışını psikolojik açıdan
romanlarında ele almışlardır. Peyami Safa, Abdülhak Şinasi Hisar gibi
romancılar da bireyin iç dünyasını esas alan anlayışla romanlar
yazmışlardır.
1. Millî Ve Dinî Duyarlılığı
Yansıtan Romanlar
· Milli
Edebiyat Dönemi’nde eser veren kimi önemli romancılar (Yakup Kadri, Halide Edip
gibi) Cumhuriyet Dönemi’nde de eser verir. Onları yeni yazarlar da izler.
· Bu
tür romanlarda gelenekçi bir anlayışla tarihî konular, millî ve dinî değerler
ön plana alınır.
· Realist
bir bakış açısıyla gerçekçi gözlemler yapılmıştır.
· Eserlerde
açık ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
· Millî
ve dinî duyarlılığı yansıtanlar: Hüseyin Nihal Atsız,
Emine Işınsu, Münevver Ayaşlı, Sevinç Çokum, Mustafa Miyasoğlu, Mustafa Necati
Sepetçioğlu, Bahaeddin Özkişi
2. Toplumcu Gerçekçi Eserler
(Toplumsal Gerçekçiler)
· Türk
edebiyatında toplumcu gerçekçilik, 1930’lardan 1980’lere kadar özellikle roman
alanında varlığını güçlü bir biçimde sürdürmüştür.
· Toplumcu
gerçekçi bakış doğrultusunda işçilerin, dar gelirlilerin dünyası, köydeki yaşam
tarzı sunulmuş, köyden kente göçün ortaya koyduğu sorunlar, toplumcu dünya
görüşüne uygun olarak sergilenmiştir.
· 1930’larda
üretilen Anadolu insanının gerçeğini, toplumsal değişimle yaşanan sancıları anlatan
öyküler ve romanlar, toplumcu gerçekçi edebiyatın kuruluşunun ilk örnekleri
niteliğindedir.
· Sabahattin
Ali, özellikle Anadolu’ya yönelme ve ne anlattığı kadar nasıl anlattığına da
önem veren nitelikli roman ve hikâyeleriyle toplumcu gerçekçilerin öncülerden
biridir.
· Toplumcu
gerçekçi eser veren yazarların bir bölümü özellikle köy sorunlarına
yönelmişlerdir. Tanzimat döneminde Nabizade Nazım’ın Karabibik kitabıyla
başlayan köye yönelmenin ilk başarılı örnekleri Ebubekir Hazım Tepeyran’ın
“Küçük Paşa” ve Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu adlı yapıtlarıyla Milli
Edebiyat döneminde verilmiştir.
· 1950’li
yıllarda Köy Enstitülü yazarların çabalarıyla köy olgusu romanlarda daha farklı
bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Köy Enstitülerinde yetişen köy kökenli
yazarlar konularını daha çok toprağa bağlı insanların hayatlarından alan
eserler yazmışlardır. Anadolu köy ve kasabalarına yönelmişlerdir.
· Mahmut
Makal’ın 1950’de köy notlarını içeren “Bizim Köy” adlı kitabının
yayımlanmasıyla, Fakir Baykurt ve Talip Apaydın gibi yazarların eserleriyle
köye ve köy hayatına ilgi daha da artmıştır.
· 1960’lardan
itibaren Fakir Baykurt, Kemal Bilbaşar, Yaşar Kemal gibi yazarlar köy – kasaba
konularını işlemeyi sürdürürken Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Samim
Kocagöz, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin gibi yazarlar bir süre sonra kent insanının ve
büyük kentin sorunlarını da ele alan konulara yönelmişlerdir.
·
Toplumcu-Gerçekçiler:
Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar
Kemal, Aziz Nesin, Necati Cumalı, Samim Kocagöz, Kemal Bilbaşar, Mahmut Makal,
Talip Apaydın, Fakir Baykurt, Faik Baysal, Dursun Akçam, Abbas Sayar, İlhan
Tarus, Muzaffer İzgü, Orhan Hançerlioğlu, Rıfat Ilgaz, Attila İlhan
3. Bireyin İç Dünyasını Esas
Alanlar:
· Bireyin
iç dünyasını esas alan yazarlar insan gerçekliğini farklı bir bakışla anlatmak,
modern hayatın insan üzerindeki etkilerini tespit etmek için psikoanalitik gibi
bilimlerden ve dolayısıyla Freud’un görüşlerinden faydalanmışlardır.
· Yazarlar,
bireyin iç dünyasını anlatmak için, düş analizi ve bilinç akışı (insanın
zihninden geçirdiklerini, çağrışımları, sınır koymadan, doğrudan peş peşe
anlatmak) yolarından yararlanmışlardır.
· Bireyin
iç dünyasını esas alan eserlerde; bunalım, yabancılaşma, bireyin toplumla
hesaplaşması, yalnızlık, sıkıntı, bilinçaltı, bireysel sorgulamalar, evrenin
düzeni gibi konular ele alınır.
· Mekân,
olay ve zaman bireyin iç dünyasını esas alan eserlerde birey üzerindeki
etkisiyle birlikte verilirken, toplumcu gerçekçi eserlerde toplumun
sorunlarını, sınıflar arasındaki farklılıkları vermek için bir araç olarak
kullanılır.
· Bireyin
iç dünyasını esas alan eserlerde çağrışımlara açık sanatsal bir üslupla ruh
tahlillerine; toplumcu gerçekçi eserlerde halkın günlük konuşma diline, yerel
söyleyişlere, açık ve sade bir anlatıma yer verilir.
·
Bireyin İç
Dünyasını Esas Alanlar: Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra, Sâmiha
Ayverdi, Abdülhak Şinasi Hisar, Selim İleri
Modernist Roman ve Romancıların
Özellikleri
· Modernist
romancılar “İnsan, yaşadığı dünyada hep acılarıyla baş başa kalmış ve
yalnızlıktan kurtulamamıştır. Öyleyse insanın bu durumunu anlatmak gerekir.”
görüşünden hareket etmişlerdir.
· Geleneksel
romandan farklı olarak insanın iç dünyalarını romana katmışlardır.
· Geleneksel
romanda görülen zaman zincirini kırmayı amaçlamışlardır.
· Romanlarında
bilinç akışı, iç konuşma ve geriye dönüş gibi teknikleri kullanarak roman
kahramanlarının iç dünyalarını, anılarını, zihninden geçenleri okura aktarmak
istemişlerdir.
· Bilinç
akışı, iç konuşma ve geriye dönüş gibi teknikler vasıtasıyla okura roman
kahramanları hakkında daha doğru bilgiler sunmak istemişlerdir.
· Modernist
romanlarda klasik vaka akışı değiştirilmiş, olayların belli bir başlangıç ve
bitişle sonlanması kuralı ortadan kaldırılmıştır.
· Bu
romanlarda neden–sonuç ilişkisi ortadan kalkmıştır.
· Modernist
romanlarda başı ve sonu belli olan bir olay yoktur.
· Geleneksel
romanlardaki mekân, kişi, olay yerine bireyin iç dünyasına yönelme söz
konusudur.
· Tek
bir anlatıcı yerine bu romanlarda birden fazla anlatıcı ve bakış açısı
kullanılmıştır.
Oğuz Atay (1934 – 1977)
· Postmodernizme
kadar uzanan yeni roman anlayışının öncülerindendir.
· Yazdığı
romanlarda genellikle kimliğini kaybedip aramakta olan bir toplumda dengesiz, kopuk
aydınları anlatmıştır.
· İroni,
eserlerinin en önemli silahıdır. Burjuva toplumu dediği çevresini, geleneksel
ne varsa çok şeyi alaycı bir tavırla eleştirmiştir. Eserleri hiciv, yergi, alay
ve eğlenmelerle doludur.
· Eleştirdiği
kaygısız, basit, aydın sınıfın ideallerini, geleneklerini şöyle
sembolleştirmiştir: ‘Tabiatı seveceğim, yurduma yararlı olmaya çalışacağım,
herkese güleryüz göstereceğim, evleneceğim, çocuk yetiştireceğim.”
· Yaşadığı
dönemde yazılan ideoloji tipi romanlar Oğuz Atay için alay konusudur.
İdeolojiler ona göre burjuva aydınlarının kendilerini ördükleri kara korkunç
duvarlardır.
· Yaşarken
unutulduğunu dile getiren sanatçı, öldükten sonra anlaşılanlardan olmuştur.
· Eserlerinde
diyalog, söyleşme, iç konuşma, mektup türünden her çeşit anlatıya başvurmuştur.
· Romanın
akışını istediği yerde kesmiş ve değişik konulardaki düşüncelerini, aklına
gelenleri, söylemek istediklerini okuyucusu ile paylaşmış; akıcı roman
zihniyetine karşı çıkmıştır. Bu tutum klasik olan şeylere karşı olmasından
kaynaklanmaktadır.
· Yapıtlarında
toplum kurallarıyla çatışan aydınların iç dünyasını işler.
· Öykülerinde
yalnızlık, isyan, intihar, iletişimsizlik, hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma,
toplum eleştirisi, aydın eleştirisi gibi konuları ele almıştır.
· Öykülerinde
humor (ince alay) ve ironi (dokundurma) iç içedir.
· “Tutunamayanlar”
romanı ele aldığı konu, konuyu işleyiş tarzı ve iç monolog, bilinç akışı,
alıntı gibi yeni anlatım tekniklerini kullanması bakımından dikkate değerdir.
Birbirlerine zıt dünya görüşlerine sahip iki zümrenin, “tutunanlar”la
“tutunamayanlar”ın romanıdır.
· Tutunamayanlar
romanı ile postmodern romanın yolunu açmıştır.
· Romanları: Tutunamayanlar,
Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı
1950 – 1980 Yıllarında Türk
Romanı
Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında 1950’den sonra
romancılık alanında ülke sorunlarını farklı bakış açılarıyla irdeleyen birçok
roman örneği ortaya çıkmıştır. Bu dönemde köy yaşamına yönelen romanlar,
kaybolan değerlere duyduğu özlemleri anlatan romanlar, milli, dini ve tarihi
hassasiyeti ön plana çıkaran romanlar, toplumcu-gerçekçi bir anlayışla
köylülerin ve yoksulların yaşamını ele alan romanlar ve modernizmin etkisiyle
oluşan romanlar kaleme alınmıştır.
1950 – 1980 Romanında Ortaya
Çıkan Farklı Düşünceler ve Temsilcileri
1. Köy yaşamına yönelen romancılar: Mahmut
Makal, Dursun Akçam, Talip Apaydın, Fakir Baykurt
2. Kaybolan değerlere özlemi ele alan
romancılar: Tarık Buğra, Ahmet Hamdi Tanpınar
3. Milli, dini ve tarihi hassasiyeti ön
plana çıkaran romancılar: Mustafa Necati Sepetçioğlu,
Hüseyin Nihal Atsız, Sâmiha Ayverdi, Yahya Akengin, Emine Işınsu, Sevinç Çokum,
Mustafa Miyasoğlu
4. Toplumcu – gerçekçi romancılar: Kemal
Tahir, Rıfat Ilgaz, Yaşar Kemal, Orhan Kemal
5. Modernist anlayışla eser yazan
romancılar: Yusuf Atılgan, Adalet Ağaoğlu, Ferit
Edgü, Pınar Kür, Oğuz Atay, Nazlı Eray
Yaşar Kemal (1923 – 2015)
· Cumhuriyet
döneminde sosyal gerçekçi yazarların ” öncülerinden olan Yaşar Kemal, özellikle
üç “Kemal (Orhan Kemal, Kemal Tahir, Yaşar Kemal) arasında tabiata, köye, dağa
en yakın olan isim olmuştur. Diğer yazarların anlattığı köylü genellikle şehre
göç eden gurbetçi, işçi köylüdür. Yaşar Kemal, uzun yıllar boyunca aralarında
yoksullukla yaşadığı köy insanını onların içinden biri olarak anlatmıştır.
· Asıl
adı Kemal Sadık Göğçeli olan yazar, sanat hayatına şiirle başlamış yazdığı
hikâye, röportaj ve özellikle romanlarıyla unutulmaz isimler arasına girmiştir.
· Eserlerinde
özellikle Çukurova insanlarının yaşamı, Toros köylüleri, köy insanların çektiği
sıkıntılar, yoksullar, ırgatlar, ırgatlarla ağaların ilişkileri, eşkıyalar, kan
davası gibi konuları ele almıştır.
· Yaşar
Kemal’in eserlerinde kişiler genellikle eşkıyalar, ağalar, ırgatlar üçgeninde
şekillenir ve köyde yaşayan her kesimden insan şahıs olarak karşımıza
çıkabilir.
· Ağıtlara,
türkülere, tekerlemelere, atasözlerine, halk söyleyişlerine çokça yer verdiği
zengin sözcüklü, kısa cümleli, canlı ve temiz bir dili olan yazarın şiirsel bir
üslubu vardır.
· Anadolu
insanının bütün zenginliklerinden, efsanelerinden, destanlarından, halk
öykülerinden, masallarından çokça yararlanan Yaşar Kemal, romanlarını
genellikle üçlü dizeler halinde “nehir roman” olarak yazmıştır.
· 1955
yılında röportaj armağanını alacak kadar röportaj tekniğini iyi bilen ve
röportaj türünde eserler veren yazar, roman ve hikâyelerini de röportaj
havasıyla yazmıştır.
· Geleneksel
ile çağdaş olanı, hayal ile toplumsal gerçekliği bir arada vermeye çalıştığı
eserlerinde başarılı doğa betimlemeleri yapmış ve yazdığı eserlerle özgünlüğü
yakalamıştır.
· Özellikle
romanları birçok dile çevrilen, oyun haline getirilen ve sinemaya aktarılan
yazar roman dışında hikâye, röportaj, deneme, fıkra, derleme gibi çok çeşitli
türlerde eserler vermiştir. Tek hikâye kitabı Sarı Sıcak’tır.
· 39
dilde yayınlanmış olan yapıtlarıyla, dünya edebiyatında da önemli yere
sahiptir.
· Romanlarında
Anadolu’yu özellikle de Çukurova’yı Anadolu insanının yaşamını destansı bir
dille anlatmıştır.
· Yapıtlarında
Torosları, Çukurova insanının acı yaşamını, sömürülüşünü, ezilişini, ağalık ile
toprak sorununu, kan davasını dile getirmiştir.
· Yapıtlarında
destanlardan, efsanelerden, masallardan, ağıtlardan, halk hikâyelerinden
yararlanmıştır.
· Doğa
betimlemelerinde oldukça başarılıdır. Canlı tasvirler romanlarının önemli
özelliğidir.
· Zengin
bir söz dağarcığı vardır. Kısa cümleler kullanmıştır. Yerel sözcükler,
deyimler, atasözlerine sıkça yer vermiştir. Kendine özgü canlı etkileyici ve
şiirsel bir anlatımı vardır.
· Köy
romanlarına özgün bir bakış açısı getirmiştir.
· Röportaj
tekniğini bazı romanlarına uygulamıştır.
· “İnce
Memed” adlı romanıyla uluslararası bir üne kavuşmuştur, bu eser birçok dile
çevrilmiştir. Romanda haksızlığa karşı dağa çıkan bir gencin öyküsünü
anlatmıştır. Eser dört ciltten oluşmaktadır.
· “Dünyanın
En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün” isimli yazı dizisiyle Gazeteciler Cemiyeti
röportaj ödülü kazanmıştır.
· Romanları: İnce Memed, Yılanı Öldürseler,
Çakırcalı Efe, Deniz Küstü, Kuşlar da Gitti, Yağmurcuk Kuşu, Algözüm Seyreyle
Salih