
Seyrani'nin Hayatı, Edebi Kişiliği ve Şiirleri
Hayatı:
19. yüzyıl saz şairi olan Seyrani, Kayseri'nin Everek
(Develi) ilçesinde 1807'de doğmuştur. Asıl adı Mehmet olan Seyrani, çocukluğunu
büyük bir yoksulluk içerisinde geçirir. Babası sayesinde medrese eğitimi almış
tasavvuf konusunda özgün devriye ve nefesler yazmıştır.
Sivri yapısıyla ön plana çıkan Seyrani, halk
şiirimizin güzel mizah ve hiciv örneklerini verir. Şathiye türünde oldukça
başarılı olan şair, Âşık Edebiyatı'nda taşlama ustası olarak bilinir.
Kendi yaşadığı devrin aksak taraflarını, yetersiz
yöneticilerini, kaba ve bilgisiz sofuları hatta padişahı bile taşlamalarıyla
adeta yerin dibine sokar. Böylece halkın sesi olmaya gayret gösterir. Bu sivri
dili yüzünden İstanbul'dan Develi'ye kaçmak zorunda kalır.
Edebi Kişiliği:
- Âşık kahvehanelerinde, konaklarda ve hatta sarayda çalıp söylemiştir.
- Tasavvufa ilgi duymuş, hicivleri yüzünden İstanbul’dan kaçmak zorunda kalmıştır.
- Bir süre Halep’te bulunduktan sonra memleketine dönmüştür.
- Hayatının son zamanları yokluk ve sefalet içinde geçmiştir.
- Hicivleriyle tanınır.
- Seyrani çağının aksaklıklarını, değersiz yöneticileri yerden yere vurur.
- Halk şiirimize hicivle mizah karışımı çok kuvvetli örnekler kazandırmıştır.
- Onun taşlamaları ferdî boyutta değil, toplumsaldır.
- Beşeri duyguları, sağlam bir dil ve içten bir anlatımla şiirleştirmiştir.
- Aruzla da yazmakla birlikte asıl şöhretini hece ölçüsüyle bulmuştur.
- Bugün elimizde bulunan 650 kadar şiirinden 500'ü hece vezniyledir.
- Hece ile yazmış olduğu şiirlerinde dili oldukça durudur.
- Aruzla yazmış olduğu şiirlerinde daha çok gazel, divan, müstezad, kalenderi, şarkı, terci-i bend ve terkib-i bend nazım şekillerini kullanmıştır.
- Seyrânî'nin şiirlerinde bazı edebî sanatların güzel örneklerine de rastlanır.
- Cinas, Seyrânî'nin şiirlerinde önemli bir yer tutmaktadır.
- Seyrânî, şiirlerinde atasözleri ve deyimleri ustalıkla kullanmıştır.
- Seyrânî'nin şiirlerinde teknik ve modern unsurlar da yerini almıştır.
- Telgraf ve vapur gibi kavramlar onun şiirlerine girmiştir.
- Böylece âşığın batıdaki gelişmelerden haberdar olduğunu tespit edebiliyoruz.
- Seyrânî'nin yetişmesinde Fuzulî, Yunus Emre, Karacaoğlan, Âşık Ömer ve Gevheri'nin etkisi büyüktür.
- Seyrani, 19. yüzyıl halk edebiyatımızın şüphesiz en değerli örneklerinden birisi olarak diğer halk ozanlarını da etkilemeyi başarmıştır.
Şiirleri:
ESKİ LİBAS GİBİ
Eski libas gibi âşıkın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş
Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
O sebepten gülle ediyor çekiş
Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş
Sevdiğim değildin böylece ezel
Aşkının bağına düşürdün gazel
İbrişimden nazik saydığım güzel
Meğer pulat gibi bükülmez imiş
Seyrani'nin gözü gamla yas imiş
Benim derdim her dertlere baş imiş
Ben bağrımı toprak sandım, taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş.
Seyrani
ACEP GÜZEL SANA NEYLEDİM BİLMEM
Acep güzel sana neyledim bilmem
Sensin bu dertlere daldıran beni
Gözüm yaşlı kaldı ağlarım gülmem
Yok elimden tutup kaldıran beni
Yâr zülfünden bana gelen kokunun
Sebep ne ki hatırıma dokunun
Bu âlemde yine mihnet okunun
Sensin nişanına aldıran beni
Biz âşıka sultanlığın hanlığın
Ne dostluğun belli ne düşmanlığın
Değil midir senin kalpazanlığın
Böyle mihenklere çaldıran beni
Mimar olan elin çekmez yapıdan
Biçâre Seyranî geçmez kapıdan
Aşkın gemisine edip kapıdan
Sensin deryalara saldıran beni
Seyrani
AÇIL EY GONCA-İ BAĞ-I LETAFET
Açıl ey gonca-i bağ-ı letafet
Bülbülü zar eden sen değil misin
Meseldir arife tarif ne hacet
Beni naçar eden sen değil misin
Göz halk eden etmiş baktırmak için
Ağlatıp gözyaşı aktırmak için
Karanlıkta şem'e baktırmak için
Nurunu nâr eden sen değil misin
Seyrani maksudun çifte ben iken
İki beş yüz bir hesapta bin iken
Meydan-ı muhabbet arştan gen iken
Başıma dar eden sen değil misin
Seyrani