
Sergüzeşt (Sami Paşazade Sezai) Romanının
Özeti ve Karakterleri
Bu roman Recaizade Mahmut Ekrem’in “Araba Sevdası”
gibi edebiyatımızda romantizmden realizme geçişi sağlayan eserlerdendir.
Yazarın romanda ortaya koymaya çalıştığı düşünceler “esir ticaretinin vahşet
olduğu ve insanların eşit olduğu” düşünceleridir.
Romanın Özeti:
Dilber Kafkasya’dan alınıp getirilmiş ve İstanbul’da
esir olarak satılmış dokuz yaşında bir kızdır. Eski Harput Mal Müdürlüğü’nden
azledilmiş Mustafa Efendi adında birine kırk liraya satılır. Taş yürekli bir
kadın olan evin hanımı ile Arap cariye, kızı çok hırpalarlar ve kıza gücünün
üstünde iş yaptırırlar. Dilber bir gün bu evdeki hayata dayanamayıp kaçarsa da
yine eski sahiplerine teslim edilir. Mustafa Efendi, Erzurum vilayetine bağlı
bir ilçe kaymakamlığına atanır. Borçlarını ödemek için Dilber’i bir esirciye
satar. Esirci Dilber’i kendi evine götürür. Dilber bir süre sonra Asaf Paşa’nın
konağına satılır ve burada rahat bir yaşam sürmeye başlar. Burada kendisine
Fransızca da öğretilir.
Asaf Paşa’nın Avrupa’da resim öğrenimi görmüş Celal
Bey adlı bir oğlu vardır. Celal iyi kalpli, neşeli bir insandır. Dilber’in
farklı kılıklarda resmini yapmaktadır. İlk zamanlarda Dilber’i hiç umursamayan
delikanlı bir gün onun dilenci kılığındaki bir resmini yaparken Dilber’in
olağanüstü güzelliğini fark eder. Dilber de gizliden Celal’i sevmektedir. Mehtaplı
bir gecede Celal, Dilber’e onu sevdiğini söyler. Bu sırada aralarındaki sevgi
Celal’in annesi Zehra Hanım tarafından anlaşılır. Zehra Hanım oğlu için daha
eğitimli, varlıklı bir aileden evlilik düşünmektedir. Oğlunun bir halayıkla
gönül ilişkisinin olmasını kaldıramaz ve Dilber’i gizlice esirciye satarak
konaktan uzaklaştırır. Celal her şeyi öğrenir ancak Dilber’i bulamaz. Sonra da
Dilber’e olan sevdasından hastalanarak yatağa düşer. Dilber ise Mısır’a
götürülmüş ve Mısırlı zengin bir tüccara satılmıştır. Dilber yeni efendisine
odalık olmayı reddettiği için efendisi onu karanlık bir odaya kapatır. Bu
evdeki harem ağası Cevher, Dilber’i çok sever. Onu kaçırıp İstanbul’a kaçırmak
için evin penceresine geceleyin bir merdiven dayar ve Dilber’i aşağıya indirir.
Ancak kendisi inerken merdiven kırılır ve Cevher düşerek orada can verir.
Ölürken Dilber’e vapur biletinin cebinde olduğunu
söyler. Sokağa çıkmak için üzerinde örtüsü bulunmayan ve o güne kadar tek
başına hiçbir yere gitmeye alışık olmayan Dilber, İstanbul’a kadar
kaçamayacağını anlayınca ya da yakalanıp tekrar o işkenceli çekilmez hayata
döneceğini düşünerek kendisini Nil Nehri’ne bırakır.
Karakterler:
- Dilber: Kafkasya’dan köle olarak getirilen güzel, hassas ve akıllı bir kızdır. Başlarda köle taciri tarafından kendisine çokça zulmedilir. Ancak daha sonraki sahibi olan Âsâf Bey’in konağında daha huzurlu bir hayat yaşamıştır. Bununla birlikte konağın oğlu Celâl, Dilber’e âşık olmuştur. Bu ikiliyi ayırmak amacıyla Dilber, Mısır’da acımasız bir efendiye satılmıştır. Bu acıya dayanamayan Dilber, Nil Nehri’ne atlayarak intihar etmiştir.
- Mustafa Efendi: İnsanlıktan nasibini almamış bir köle taciridir. Genç yaşta satın aldığı kızları eğiterek zengin ailelere cariye olarak satmaktadır. Dilber, henüz 9 yaşında ona satılmıştır.
- Celâl: Âsâf Efendi’nin oğludur. Resme meraklıdır. Dilber’e âşık olmuş, ailesi bu aşka karşı çıkmıştır. Dilber başka bir efendiye satılınca üzüntüden hasta olmuştur.
- Âsâf Bey: Dilber’i Mustafa Efendi’den satın almıştır. Dilber onun konağındayken en mutlu günlerini yaşamıştır. Âsâf Bey, nispeten iyi tabiatlı bir insandır.
- Cevher: Dilber’in
Mısır’da cezalandırılmak için hapsedildiği konağın harem ağasıdır. Dilber’e
acımaktadır. Bu sebeple onun kapmasına yardım etmek isterken ölmüştür. Bu acıya
dayanamayan Dilber ise kendi canına kıymıştır.