
Divan Edebiyatı Akımları
1. Türkiibasit Akımı (Basit Türkçe
Akımı)
Türkiibasit, "basit Türkçe" anlamına gelir.
Türkiibasit (Basit Türkçe Akımı); Türkçenin (Divan şiirinin) Arapça ve
Farsçanın hem sözcük hem de söz grubu bazındaki durumuna bir tepki olarak bazı
sanatçıların geliştirmiş oldukları bir akımdır.
Bu şairler, Divan şiirinin biçimlerini ve aruz
ölçüsünü kullanmakla birlikte öz Türkçe şiirler yazmışlardır. Yabancı söz ve
söz grubunu şiirden uzak tutmuşlardır. Türkiibasit akımının temsilcileri Divan
şiirinde klasikleşmiş mazmunlar yerine halk dilinde kullanılan mecaz, deyim ve
atasözlerini kullanmışlardır.
Yabancı dillerden (özellikle Arapça ve Farsça)
arındırılmış tamamen Türkçe şiirler yazmayı gaye edinmelerine rağmen akımın
savundukları yaygınlaşmamış önemli şairler bu akımın dışında kalmıştır.
Dolayısıyla akım kısa süreli olmuş hatta büyük şairlerce alay konusu
edilmiştir.
Bu akımın temsilcileri; Tatavlalı Mahremi, Aydınlı Visali ve Edirneli Nazmi'dir. 17. yüzyılda yaşayan Şeyhülislam Yahya da bu akımı destekleyen şiirler kaleme almıştır. Şair, bu anlamda çok sade şiirler yazmıştır. Güçlü, bilinen sanatçılar tarafından desteklenmediği için Türkiibasit Akımı (Basit Türkçe Akımı) fazla etkili olamamıştır.
Türkiibasit Akımı Genel Özellikleri:
- Türkiibasit Akımı Divan şiirindeki Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalara bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.
- Türkiibasit Akımı'nı (Basit Türkçe Akımı) savunan şairler, Divan şiirinin nazım şekillerini kullanmışlardır.
- Şiirde ölçü olarak aruz ölçüsünü tercih etmişlerdir.
- Öz Türkçe şiirler kaleme almışlardır.
- Türkiibasit Akımı'nda (Basit Türkçe Akımı) yabancı söz ve söz grubu şiirden uzak tutulmuştur.
- Divan şiirinde bütün şairlerin ortak kullandığı mazmunları terk etmişlerdir.
- Halk dilinde yaygın olan mecaz, deyim ve atasözlerini kullanmışlardır.
- Türkiibasit Akımı (Basit Türkçe Akımı) savunucuları büyük şairlerin desteğini alamadıklarından amaçlarına ulaşamamışlardır.
- Akım çok kısa bir süre yaşamış; dönemin büyük şairleri tarafından alay konusu edilmiştir.
- Tatavlalı Mahremi, Aydınlı Visali ve Edirneli Nazmi bu akımın başlıca temsilcileri olarak ön plana çıkarlar.
- Türkiibasit Akımı (Basit Türkçe Akımı), bir şekilde Mahallileşme Akımı'na hazırlık görevi görmüştür.
2. Mahallileşme (Yerlileşme) Akımı
Divan şiirinde İstanbul'un fethinden sonra başlamış
daha sonraki yıllarda yaygınlaşmış bir akım olarak karşımıza çıkar.
Mahallileşme akımı ile İstanbul şivesine yaklaşma esas alınmıştır.
Mahallileşme akımına uygun örneklere ilk önce Baki'de
rastlanır. Necati Bey de şiirlerinde atasözleri ve deyimleri sık sık kullanmış
bu anlamda yerlileşme çalışmalarına önemli katkılar sunmuştur. En güçlü
örnekler ise bu akım ile adeta özdeşleşen Nedim'de görülür. 19. yüzyılda
yaşayan Enderunlu Vasıf da bu akımı yaygınlaştırmıştır.
Mahallileşme (Yerlileşme) Akımı'nın
Özellikleri:
- Mahallileşme ile halkın konuşma dilinde yer alan bazı unsurlar şiirde yer almaya başlamıştır.
- Yerlileşme çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
- Mahallileşme (Yerlileşme) Akımı ile İstanbul ağzı ve tabiatına daha fazla yaklaşma amacı güdülmüştür.
- Deyim ve atasözlerin kullanılmasına özen gösterilmiştir.
- Bu akımla eser verenler açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanmaya çalışmışlardır.
- Divan Edebiyatı'nın yabancı dilleri olan Arapça ve Farsçanın şiirdeki hâkimiyeti kırılmıştır. Arapça ve Farsça kelime ve kelime gruplarının kullanımı oldukça azalmıştır.
- Mahallileşme (Yerlileşme) Akımı'yla günlük ve sıradan olaylar şiirin konusu haline gelmiştir. Bu anlamda divan şiirinin soyut dünyasının dışına çıkılmıştır.
- İstanbul'un eğlence yerleri, çeşitli semtleri, aşk hayatı; şarkı, gazel, mesnevi ve kasidelerle yine İstanbul halkının diliyle anlatılmaya çalışılmıştır.
- Mahallileşme (Yerlileşme) Akımı'nın en olgun temsilcisi şüphesiz ki Divan şairi Nedim'dir.
- Şeyh Galip ve Nedim'in hece ölçüsüyle birer şiir yazmaları Mahallileşme Akımı'nın bir sonucudur.
3. Sebkihindi Akımı
17. yüzyılda Hindistan'a seyahat eden İran şairlerinin
başlattıkları akımın adıdır. Sebkihindi Akımı Hindistan'da Babürlü
hükümdarların saraylarında Farsça yazan ozanlar tarafından geliştirilmiştir.
17. yüzyıldan başlamak üzere etkili olan bu akım bazı
şairlerimizde bütün özellikleriyle görülmüş bazılarında ise kısmi etkiye neden
olmuştur. Bu akım, edebiyatımıza konu, dil ve ifade zenginliği getirmiştir.
Sebkihindi Akımı'nda şairlerin temel amacı daha önce
söylenmemiş anlamları ve mazmunları bulmak olmuştur. 17. yüzyıl Divan
Edebiyatı'nda Naili, Nef'i ve Neşati; 18. yüzyılda Şeyh Galip bu akımın divan
şiirindeki önemli temsilcileridir. Ayrıca Nebî, Şehrî, İsmetî, Fehîm-i Kadîm ve
Nedîm de Sebkihindi Akımı'nın diğer önemli temsilcileridir.
Sebkihindi Akımı'nın Özellikleri:
- Türk edebiyatına ses, kafiye ve yeni kelime bulma açısından önemli etkileri olmuştur.
- Sebkihindi (Hint Tarzı) Akımı'nda anlam söze tercih edilmiştir. Anlamın ince ve zarif olmasına özen gösterilmiştir. Diğer üsluplara göre son derece grift bir mana söz konusudur. Bu nedenle Saib-i Tebrizi, "İnce anlamlar bulabilmek için kıl gibi inceldim." demiştir.
- Şiiri şiir yapan unsur olarak hayal unsurunu görmüşlerdir. Gerçek yerine hayale; akıl yerine muhayyileye önem vermişlerdir. Yani hayal içinde hayaller meydana getirmişlerdir. Bu da şiirlerin anlaşılmasını zorlaştırmıştır.
- Sebkihindi Akımı'nı benimseyen şairlerde başarısızlık ve hayal kırıklığının bir sonucu olarak ıstırap ve kötümserlik ön plandadır. Yani bunlar, dış âlemden iç âleme, insanın içine yönelmişlerdir. İnsanın ruhundaki çırpınış, bunun sebep olduğu acı ve üzüntüler şiirin konusu olmuştur.
- Mübalağaya aşırı derecede başvurulmuştur. Bu da aşırı hayalciliğin bir sonucudur.
- Şairler, günlük yaşamdan uzaklaşmışlardır.
- Sebkihindi Akımı'nda söz oyunlarının yerine anlam yoğunluğu ve çok anlamlılık esas alınmıştır.
- Sebkihindi Akımı şairleri Divan şiirinde kullanılan klasik mazmunları terk edip yeni mazmunlar ve hayaller geliştirmek için tabiata yönelmişlerdir. Daha önce söylenmemiş kullanılmamış yeni mazmunlar bulma çabası içine girmişlerdir. "Bikr-i mazmun" yani "daha önce hiç kullanılmamış mazmun" Sebkihindi Akımı'nda önemli bir özellik olarak karşımıza çıkar.
- Mecaz ve imgelerle dolu bir dil tercih edilmiştir. Özellikle işitilmemiş yeni hayallere dayalı mecazlar kullanılmıştır.
- Sebkihindi Akımı temsilcileri duyu aktarımına önem vermişlerdir.
- Açık, anlaşılır, düz anlatımdan uzaklaşmışlardır. Sebkihindi Akımı şairlerinin dili ince, nazik ve süslü bir dildir. Üsluplarında sürekli yeni kelimeler bulma çabası içine girmişlerdir. Örnek olarak; "Şevkuz ki dem-i bülbül-i şeydâda nihânuz / Hûnuz ki dil-i gonçe-i hamrâda nihânuz" dizelerini gösterebiliriz.
- Sebkihindi Akımı temsilcileri tamlamalara da çok fazla yer vermişlerdir. Dizenin tamamının bir terkipten (tamlama) oluştuğu anlatıma da rastlanır. Özellikle zincirleme tamlamalar çok fazla kullanılmıştır.
- Sebkihindi Akımı temsilcileri şiirlerinde redife sıkça yer vermişlerdir.
- Sebkihindi Akımı'nı benimseyen şairlerin dili diğerlerine nispeten daha ağırdır.
- Şiirin her mısrasında bir iç musiki ve ahenk sağlamak bu akımda önemlidir.
- Şairler, gördüklerini olduğu gibi aktarmamış; gördükleri şeylerin zihindeki yansımalarına değinmişlerdir.
- Sebkihindiciler teşhis sanatını çok fazla kullanmışlardır.
- Sebkihindi Akımı şairleri, karşıt durumların birbirine olan ilişiği olan tezata da sıkça başvurmuşlardır.
- Sebkihindi Akımı'nda tasavvuf yoğun olarak işlenmiş, sanatçılar, tasavvufu bir amaç olarak değil bir araç olarak görmüşlerdir. Bu akımda tasavvuf, anlamı güçleştiren bir unsur olarak yer alır.
4. Hikemi Tarz
Görüneni değil, onun arka planındaki asıl sebebi arama
çabası üzerine kurulu hikemi tarz şiirde varlık ve nesnenin herkesçe fark
edilmeyen yönleri üzerine durulur. XVII. yüzyıllda Nabi ile temsil edilen bu
şiir anlayışında sosyal konular, siyasi bunalımlar, kurumların tenkidi, devlet
yönetimindeki aksaklıklar vb. konular işlenmiştir.
Hikemi tarz şiir anlayışı, sonraki yüzyıllarda yaşayan
bazı şairler üzerinde de etkili olmuştur.
Hikemi Tarz’ın Özellikleri:
- Dış dünyaya olanı anlamaya ve anlatmaya önem verilmiştir.
- Şiirin hikmet dolu olması ve anlamının da insanlara doğru yolu göstermeye vasıta olmasına önem verilmiştir.
- Şiir yazmaktan maksat anlamdır, yani içeriktir ve bununla okuyucuya mesaj vermektir.
- Şiirde anlam, süsü ve nakısı olmayan bir yüzük gibidir. Anlamı olmayan söz kokusuz lâle gibidir. Bu gibi nedenlerle şiirde anlam çok önemli bir yere sahiptir ve önem içinde hikmet ve düşünce her zaman işlenmesi gereken hususlardır.
- Nâbî de dahil olmak üzere hikemî tarzı benimseyen şairlerin şiirlerinde hikmet ve düşüncenin ön plana çıkarılmasıyla anlamın nasihat karakteri tasıması söz konusu olmuştur.
- Yoğun bir sekilde kullanılan irsal-i mesel ile hem soyut düşünceler hem de okuyucuya verilmek istenen mesajlar daha açık ve anlaşılır bir nitelik kazanmıştır.
- Şiirin anlamı lirizm ve duygudan ziyade düşünce ve hikmete dayanmalıdır. Bu yaklasım ile aynı zamanda Hikemî tarzın poetikasının ne olduğu ortaya konulmaya çalısılmıştır.