
Küçük Şeyler (Samipaşazade Sezai) Hikayesinin
Özeti
Kitabın Özeti:
1891’de
yayımlanan ve edebiyatımızda Batılı tarzda modern öykünün ilk örneği kabul
edilen Küçük Şeyler, bir mukaddime (önsöz), birisi tercüme yedi öykü ve bir
mensureden (düzyazı şiir) oluşmaktadır.
Kitap, Bu
Büyük Adam Kimdir? adlı hikayeyle başlar. Hikâye kahramanı çocuk, Fransızca
derslerinde okutulan kitabın etkisinde kalır ve sokakta gördüğü bir adamı
hareketlerinin farklı olmasından dolayı gözünde büyütür ve önemli biri olarak
düşünmeye başlar. Fakat daha sonra tesadüf olarak bu adamın okuma yazma
bilmeyen sıradan bir kişi olduğunu öğrenir.
İkinci
hikayesi olan "Hiç" isimli hikayede bir gencin hikayesini anlatır.
Babasız olan bu genç adam, eğitimli ve içine kapanık olarak büyümüş. Annesinin
hastalığı sebebiyle zor günler geçirmektedir. Bir gün vapurda kendisine gülen
güzel bir genç kız görür. Bu gülümsemeyle aşk hayallerine dalan genç adam, daha
sonra bir gün kızı yakından görür ve üst dudağının kısa olduğunu farkeder. Üst
dudağının kısa olması nedeniyle tüm hayalleri yıkılır.
Üçüncü
hikaye "Kediler" hikayesidir. Bir kocanın yaşadığı yalnızlığı anlatan
bir hikayedir. 33 yıllık hayat arkadaşının kendisinin yerine sürekli eve
doluşan kedilerle ilgilenip hep onları düşünmesi nedeniyle hayata küsen bir
adamın evi terk etmesi ve akşam gidecek bir yeri olmadığından geri eve
dönmesini anlatır.
Dördüncü
hikaye olan İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır hikayesi Çamlıca'nın güzelliklerini
anlatarak başlar. Buradaki ağaçları, koruları gerçekçi gözlemlerle anlatan
yazar bir kaç yıl sonra bu ağaçların iki yüz elli kuruşa odunculara satıldığını
söyleyerek hikayeyi bitirir.
Beşinci
hikaye Düğün hikayesidir. Bu hikayede güzel bi kız olan Dilsitan eve güzel
olduğu için köle olarak alınır. Evin genç beyinin düğün hazırlıkları yaptığını
öğrenince gelinin kendisi olduğunu düşünür. Fakat evin beyi, kendi sosyal
konumuna denk bir hanım ile evlenecektir. Daha sonra Dilsitan gelinin kendisi
olmadığını öğrenince verem olur. Son anlarını yaşamaya başlar.
Altıncı
hikaye ise Pandomima'dır. Paskal kimsesi olmayan yalnız ve içine kapanık bir
tiyatro oyuncusudur. Pandomim sanatçısıdır. Oyunlarında insanları güldüren adam
olan ama aslında içi kan ağlar. Bir gün oyununa gelen Eftalya isimli genç ve
güzel kadına aşık olur. Ancak Eftalya bir müddet kaybolur. Ve daha sonra bir
tiyatroya kocasıyla beraber gelir. Daha sonra bu duruma çok üzülen Paskal'ın
bedeni cansız olarak evinde bulunur.